
Bir Bedevi bir kedi avlamıştı ama avladığı hayvanın ne olduğunu bilmiyordu. Av dönüşünde bir adama rastladı; bu adam Bedevi'ye dedi ki: "Bu nasıl bir sinnaur?" Derken az sonra bir başkasına rastladı ki o da avlanmış hayvanı işaretle şöyle sordu:
"Bu nasıl bir hin?" Derken başka birine rastladı; bu şöyle sordu: "Bu nasıl bir gitfi?" Ve sonra başka birisine rastladı; bu seferki şöyle sordu: "Bu nasıl bir daywan?" Bir sonraki ona şöyle sordu: "Bu nasıl bir chaydäl?" Bir başkası: "Bu nasıl bir chaytap?" diye sual etti; sonuncu rastladığı ise dedi, "Bu nasıl bir dam?"
O zaman Bedevi kendi kendine şöyle düşündü: "Gidip bunu satmak istiyorum; belki Allah bana büyük bir kazanç nasip eder!" Pazara vardığında müşteriler kendisine sordular: "Bu avladığın hayvanın fiyatı ne kadar?" Dedi ki: "Yüz dirhem!" Dediler ki: "Olmaz, bu yarım dirhem eder!" Bunun üzerine Bedevi kediyi fırlatıp attı ve şöyle bağırdı: "Allah belasını versin; bu kadar isme bu kadar az para!"
"Bu nasıl bir hin?" Derken başka birine rastladı; bu şöyle sordu: "Bu nasıl bir gitfi?" Ve sonra başka birisine rastladı; bu seferki şöyle sordu: "Bu nasıl bir daywan?" Bir sonraki ona şöyle sordu: "Bu nasıl bir chaydäl?" Bir başkası: "Bu nasıl bir chaytap?" diye sual etti; sonuncu rastladığı ise dedi, "Bu nasıl bir dam?"
O zaman Bedevi kendi kendine şöyle düşündü: "Gidip bunu satmak istiyorum; belki Allah bana büyük bir kazanç nasip eder!" Pazara vardığında müşteriler kendisine sordular: "Bu avladığın hayvanın fiyatı ne kadar?" Dedi ki: "Yüz dirhem!" Dediler ki: "Olmaz, bu yarım dirhem eder!" Bunun üzerine Bedevi kediyi fırlatıp attı ve şöyle bağırdı: "Allah belasını versin; bu kadar isme bu kadar az para!"

0 yorum:
Yorum Gönder